ASP.Net, ORM’ye Ara Ve ClickOnce

        Blog hayatıma hızlı bir giriş yapıktan sonra 2-3 gündür yazamıyordum. Bunda tabii ki hafta sonunun da etkisi var neyse. Peki ne yaptım son yazımdan beri? Hafta sonunu geçiyorum çünkü burada pek birşey yapmıyorum hafta sonları. Sadece “Aşk ve Gurur” a devam ettim ve ASP.NET’e gömüldüm.

        Bunun dışında ise Xpo dolayısıyla ORM’ye bir süreliğine ara verdim. Sanırım çantamı şimdilik idare edecek kadar doldurdum. Bugün ise bir uygulamada kullanılacak olan merkezden girilecek ve bayi uygulamalarında gözükecek duyurular için küçük bir program yazdım. Büyük bir şey değil ama işe yarayacak ve kullanışlı bir şey oldu.

       Son olarakta ClickOnce diye birşey varmış onu öğrendim. Harika bir olay masaüstü uygulamalarımızın internetten kurulmasını sağlıyoruz. Daha da önemlisi uygulamamızın sürümünü yükselttiğimizde yani değişiklikler yaptığımızda kullanıcılar tekrar uygulamayı kurmak zorunda kalmıyor. Uygulama uyarıyor güncelleme var kuralım mı diye. Ve kolayca yeni sürüm kuruluyor yeniden uygulama kurulmadan. Şimdilik çok az inceleyebildim ama daha fazla incelemeye ve zaman ayırmaya değer.

Önyargı Aşk mı oldu?

askvegurur.jpg

Bu sıralarda Pride and Prejudice’i okuyorum. Asıl adı “Gurur ve Önyargı” olmasına rağmen güzel Türkçe’me “Aşk ve Gurur” diye çevirmişler. Pazar kaygısından olsa gerek. Neyse kitaba geçelim biz. Bir önce okuduğum kitapta (Anima Mundi-Dünyanın Ruhu) bir karakter diğerine klasiklerden oluşan kitaplığını gösterip yeni okuyacağı kitabında en az 30 yıl sonra da beğenilmesi gerektiğinden bahsediyordu. Ben de düşününce hak verdim aslında adama. Continue…

İstanbul Günleri

Kaderimizde İstanbul’da kalmak ta varmış. Tamam illa ki kesişecekti yollarımız ama bu kadar erken olmasını beklemiyordum. Peki neden oradasın diyebilirsiniz tabii ki (gerçi bir çoğunuza söyledim ama:)), burada olma sebebim ABH ta staj yapmam.
Peki nasıl mı geçiyor İstanbul günleri? Aslına bakarsanız bol bol okuyarak, yazarak, müzik dinleyerek ve de uyuyarak. Son yılların kitap okuma rekorunu kırdığımı söyleyebilirim. Dışarısıyla bağlantım neredeyse sıfır iş dışında.
Yani ne İstanbul beni kabullendi, ne de ben İstanbul’u. Merter’de olmamın bunda etkisi büyük tabii ki. Henüz şairlerin İstanbul’uyla karşılaşmadık anlayacağınız.

Merhaba Dünya!

Merhaba arkadaşlar!
Bir yazılımcının ilk gönderisi de böyle olur ancak. Ben de günlüğü olanlar kervanına katıldım. Bundan sonra benimle ilgili haberleri ilk olarak buradan alacaksınız:) Neyse ilk mesaj için bu kadar yeter. Yine görüşüceğiz arkadaşlar, çok yakında…